İçinizdeki barış, dünyadaki barıştır.

Evet, işte böyledir; içinizde sadece üzüntü, öfke ya da hüzün varsa ve bunu sürekli televizyonda görüyorsanız ya da başkalarıyla paylaşıyorsanız, bu hayatınıza yansıyacaktır.

Son 2 yılda dünyanın en az %70-80’i için hayat nasıldı?

Evet, korku, öfke ve üzüntü ile karakterize edildi ve bu artık dışarıya da yansıdı!

Medyadaki korkunç haberlerin sürekli tekrar etmesiyle virüse karşı içimizdeki savaş körüklendi ve şimdi dışarıda daha da büyük bir savaşla karşı karşıyayız.

Bu da bizi daha da korkutur, öfkelendirir, sinirlendirir, hüzünlendirir. Bunun sonucunda bağışıklık sistemimiz zayıflar ve yaşam gücümüz tamamen dengesini kaybeder.

Bu durum, miasma (genetik/epigenetik) programlarının ortaya çıkmasına ve hasta olmamıza neden olur. Ama yaşam gücünü Sevinç, Huzur ve Uyumlu Düşüncelerle beslediğimiz zaman daha da güçlenir. O halde yaşam için huzur ve neşenin içinizde yeşermesine izin vermeye çalışmalısınız. Bu sizin için çok önemli ve faydalıdır, zindeliğinizi güçlendirir. Sadece sizin için değil, tüm insanlık için.

Bence çoğu insan sağlıklı olduklarında ve uyumlu, huzurlu bir ortamda yaşadıklarında mutludur. Dolayısıyla sağlık ve huzur bizi mutlu eden iki temel şeydir. Ve koşullar bazen mükemmel olmasa bile, çünkü hayat böyledir, mutluluğunuz üzerinde çalışabilirsiniz. Olumlu düşünerek,  kıskanç olmayarak, iyi gitmeyen şeyler için başkalarını ve kendinizi affederek.

Almanya’da eski bir söz vardır. “Herkes kendi servetinin mimarıdır” yani kendi mutluluğumuzdan biz sorumluyuz. İç huzuru bulmak için geçmişi kucaklamayı ve kabul etmeyi öğrenmelisiniz. Bu, geçmişte sizi inciten veya hayal kırıklığına uğratan insanları bağışlamayı içerir. İş yerinde, çocuklukta ihmal veya zorbalık yaşamış olabilirsiniz, ancak gelecekteki yaşamınızı nasıl etkileyeceğini bildiğinizde tüm bunları affedebilirsiniz!

Öyleyse bırak ve affet. Birini affetmek, eylemlerini onaylamanız gerektiği anlamına gelmez. Ayrıca, sizi inciten birini tekrar hayatınıza kabul etmeniz gerektiği anlamına da gelmez. Temel olarak, onunla tekrar iletişim kurmanıza bile gerek yok. Sessizce de affedebilirsiniz. Geçmişi kucaklamak ve kabul etmek için zaman ayırarak.

Ho oponopono bu konuda çok yardımcı olabilir, yargılamayı ve kavga etmeyi bırakıyoruz. Enerjinizi öfke ve hiddetle harcamak yerine, bilinçli olarak kalbinize gidin ve sorunu dışarıda yaratan parçanıza sevgi gönderin. Öfkenizin yalnızca sizi incittiğini anlayın. Duygularınızda iyileşme elde etmek için, bu yeni affetme yolunu seçmelisiniz, böylece çevrenizi de değiştirmiş olursunuz. Ho oponopono, hayatımın tüm sorumluluğunu aldığım anlamına gelir. Yani artık bir kurban değilim ama bir yaratıcı olabilirim.

Mahatma Gandhi şöyle söylemiştir:

“Dünyada görmek istediğiniz değişim neyse, önce kediniz o değişim olun.”

Elbette her hayat hikayesi farklıdır. Eğer kendi kendinize yardım edemiyorsanız, içinizdeki kızgınlık, öfke, üzüntüyü yok edemiyorsanız, bir terapistten profesyonel yardım alın. Özellikle homeopatinin temel kanunlarına bağlı, iyi bir homeopat bu köklü sorunları tanımanıza ve çözmenize yardımcı olabilir.

İç huzuru hayatınıza entegre ederseniz, size uyum, dinginlik ve memnuniyet ve dolayısıyla sağlıklı bir yaşam gücü getirir.

Stresi daha hızlı azaltmayı başarıyorsunuz ,bu sayede derin ve sürekli düşünceler azalıyor, ruh hali değişimlerine daha az eğilimli oluyorsunuz.

Ayrıca daha hızlı sakinleşeceksiniz. Memnuniyeti kendi içinizde bulacaksınız.

Benlik saygınız ve mutluluğunuz, diğer insanların veya tüketim mallarının iyi niyetine bağlı değildir. Hayatı aktif olarak şekillendirebilir ve eylemleriniz için sorumluluk alabilirsiniz.

Kim olduğunuzun, ne istediğinizin ve yapabileceğinizin farkına varırsınız. Güçlü ve zayıf yönlerinizin farkında olursunuz ve kabul edersiniz. Tabii ki, bir gecede içsel uyum bekleyemezsiniz. Gerçek dinginlik ve memnuniyet durumuna ulaşmak için, kişinin tüm dikkatini “şimdiki an”a  odaklaması gerekir. Çünkü biz şuanda ,”şimdi” yi yaşıyoruz.

Eckhart Tolle’un “Şimdinin Gücü” kitabında yazdığı gibi, yalnızca “şimdi de yaşadığımız,şimdiki an…

Her anı yaşamalısınız. Olan,biten şeyin geri alınamayacağını bilmelisiniz,farkında olmalısınız. O kabul halinde kaldığınızda, artık olumsuzluk, ıstırap, mutsuzluk yaratmazsınız.

O zaman mücadeleden uzak, direnişsizlik, zarafet ve rahatlık içinde yaşarsınız.”

Geçmiş gitti ve gelecek henüz gelmedi. Ancak şu anda düşüncelerinizi değiştirebilirsiniz.(eski düşünceler dahil) Arabanızda güvenli bir yere gittiğinizde aklınız başka yerde olduğu için oraya nasıl vardığınızı merak ettiğiniz oldu mu hiç?

İç huzurun ilk adımı farkındalıktır. Sadece farkında olduğunuz şeyleri değiştirebilirsiniz. O zaman size önerim, her zaman farkında olun…

Barış ve sevgi içinde “şimdi” yi yaşayın.

Saygılarımla, Rita Berta KAYA

Bir Yanıt “Barış”

  1. Hayata nasıl, nerede, kiminle basladigimiz cok onemli. Kiminle baslarsaniz onun her dogrusu, her soyledigi isliyor icimize. Bu iste bi yanliklik var dedigimizde catismaya basliyoruz, tokezliyoruz, kendi benligimizi fazlasiyla ihmal ettigimizden nereden baslamamiz gerektigini bilemiyoruz. Yanlislar yapiyoruz. Gercekten istersek, daha iyi, hır gürden uzak bi dunyanin mumkun olduguna inanirsak ve daha da onemlisi o surecte dilimizden anlayan biri de varsa hayatimizda kendi oz benligimizle tanisip onu sevme sansimiz olabilir. Barışmak, kinlenmemek, affedebilmek cok guclu duygular. Bu fark edisle buyuttugumuz kendi cocugumuz galip baslamaz mi hayata? Elbette baslar hatta ustune insaa ederek de devam eder yoluna.

    En sade haliyle, hedefine isabet etmis bir ok gibi yaziniz.
    Tesekkurler Rita Hanim ??

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.