Bugün daha da güçlenerek yaşıyor. Samuel Hahnemann’ın 270. Doğum Yılı 10 Nisan 1755’te, homeopatinin kurucusu Dr. Samuel Hahnemann dünyaya geldi. Günümüzde yapay zeka, dijital teşhis yöntemleri ve kuantum tıbbının sağlık alanına yön verdiği bir dönemde, onun bilgeliği her zamankinden daha önemlidir.

Hahnemann, 220 yılı aşkın bir süre önce, bedenimizin muazzam bir yaşam gücüne sahip olduğunu ve bu gücün dengeye getirildiğinde kendini iyileştirebileceğini fark etti. Ancak modern toplumda birçok insan bu yeteneğini kaybetti. Dış etkenlere bağımlı hale geldik ve içsel gücümüzü nasıl güçlendireceğimizi unuttuk.
Dr. Hahnemann’ın 270. doğum günü vesilesiyle, homeopati öğretilerini modern bir bakış açısıyla ele almak istiyorum.

Dr. Hahnemann’dan bu yana homeopatlar sürekli olarak baskı gördü ve bilim dışı olarak nitelendirildi. Oysa biz, en bilimsel şifa yöntemine sahibiz!

Homeopatik ilaçlarımız, 220 yılı aşkın süredir homeopatik ilaç deneme kurallarına uygun şekilde insanlar üzerinde test edilmektedir.

Milyarlarca insan homeopatiyi kullanıyor ve bu yöntem hayvanlar ve bitkiler üzerinde de başarılı bir şekilde uygulanıyor!

Dünya çapında milyonlarca homeopat büyük başarılarla çalışmaktadır ve giderek daha fazla bilimsel araştırma, homeopatinin etkisini doğrulamaktadır.

Nanoparçacık araştırmaları ve suyun bilgi depolama kapasitesine ilişkin çalışmalar, homeopatik ilaçların ince ancak ölçülebilir bir düzeyde etkili olduğunu göstermektedir.

Bu bulgular, homeopatinin bir plasebo olmadığını, modern araştırma yöntemleriyle daha iyi anlaşılabilen fiziksel prensiplere dayandığını ortaya koymaktadır.

Homeopati neden her zamankinden daha modern? Homeopatik tedavi, organizmayı yalnızca teknik bir onarım sürecine sokmaz; onu bütüncül bir şekilde iyileştirir! Modern tıp genellikle sadece semptomları bastırırken, homeopatik ilaçlar organizmanın kendini doğal, nazik, hızlı ve kalıcı bir şekilde düzenlemesine yardımcı olur. En ince homeopatik uyarılarla yaşam gücümüz harekete geçirilir – baskılayıcı ilaçlar veya agresif müdahaleler olmadan!

Bugün kuantum seviyesinde düşünen bir dünyada, en küçük uyarıların büyük değişiklikler yaratabileceğini biliyoruz. Homeopatik ilaçlar tam da bu prensiple çalışır. Homeopati, maddesel ve enerjetik düzeyler arasında mükemmel bir köprü oluşturur.

Daha önce de belirtildiği gibi, homeopatik remediler kendimizi iyileştirme yeteneğimizi harekete geçirir.

Bedenimiz ve organizmamız ihtiyacı olan her şeye zaten sahiptir; homeopati sadece bize bu güçleri nasıl uyandıracağımızı hatırlatır.

Dr. Samuel Hahnemann, Organon’un 6. baskısında şöyle yazar: §1 – Şifanın En Yüksek İdeali
“Bir doktorun en yüksek ve tek görevi, hasta insanları sağlıklı hale getirmektir; bu, şifa sanatıdır.”

Hahnemann burada, bir doktorun (ve dolayısıyla bir homeopatın) en önemli amacının insanları iyileştirmek olduğunu vurgular; şöhret, para veya takdir kazanmak değil, bilgimizi ve yeteneklerimizi insanlara yardım etmek için kullanmalıyız. Kendimizi ön plana çıkarmak için değil.

Ayrıca §4’te, homeopatın bir sağlık koruyucusu olması gerektiğini belirtir: “Sağlık koruyucusudur, çünkü hastalık üreten nedenleri ve koşulları bilir ve bunları insanlardan uzak tutabilir.” Burada Dr. Hahnemann, gerçek bir şifacının yalnızca hastaları tedavi etmekle kalmayıp aynı zamanda önleyici bir rol üstlenmesi gerektiğini vurgular. Yani, insanlara zarar veren etkileri açıklayarak ve sağlıklarını korumalarına yardımcı olacak yollar sunarak hastalanmalarını önlemeliyiz.

Dr. Samuel Hahnemann, yaşadığı dönemin ötesinde bir vizyonerdi ve homeopatinin kurucusuydu. Ancak bilgisi, klasik homeopatinin çok ötesine uzanıyordu.

18. yüzyılda, psikolojik rahatsızlıkların yalnızca ikincil semptomlar olmadığını, şifa sürecini belirleyici şekilde etkilediğini fark etti.

Hahnemann, ruh sağlığının bedensel sağlık üzerindeki güçlü etkisini fark eden ilk kişilerden biriydi. Yalnızca fiziksel rahatsızlıkları tedavi etmekle kalmadı, hastalarının ruhsal semptomlarına özel önem verdi. Bu göz ardı edilen yaklaşım, günümüzde yeniden büyük önem kazanan devrim niteliğindedir.

§215’te, hemen hemen tüm hastalıkların ruhsal ve zihinsel bozukluklarla ilişkili olduğunu belirtir.
Akut hastalıklarda bile, huzursuzluk, kaygı, sinirlilik veya olağandışı neşelilik gibi davranış değişiklikleri görülür. Bu duygusal semptomlar hastalığın bütünlüğüne aittir ve ilaç seçiminde dikkate alınmalıdır.
§216’da ise, kronik hastalıklarda ruhsal ve zihinsel bozuklukların genellikle en güçlü belirtiler olduğunu ve ilaç seçimi açısından belirleyici olduğunu söyler.

Önce ruhumuz hastalanır, ardından zihin etkilenir ve son olarak bedenimizde semptomlar ortaya çıkar.
Hahnemann, çağının çok ilerisindeydi! Bugün modern tıp buna, Psiko-Nöro-İmmünoloji kavramını kullanıyor.

Ayrıca Hahnemann, ince enerjilerin; manyetizma, elektrik ve galvanizmanın, yaşam gücünü etkilediğini çok erken fark etti. §11’de yaşam gücünün “ruhsal bir varlık” olduğunu ve dış etkenlerin organizmayı etkileyebileceğini söyler. Aynı konudan Organon’un §269 ve §286 bölümlerinde de bahseder.

Bu enerjiler iyileşmeyi sağlayabilir, ancak tıpkı homeopatik ilaçlar gibi dikkatlice uygulanmalıdır. Bu yüzden, modern “enerji/frekans cihazları” veya manyetik terapi gibi yöntemleri kullanırken son derece dikkatli olmalıyız.

Hahnemann ayrıca, 18. yüzyılda Franz Anton Mesmer tarafından geliştirilen ve “hayvansal manyetizma” kavramına dayanan Mesmerizm ile de ilgilenmiştir. Hahnemann, Mesmerizmi, şifa veren iradenin gücü ve “Tanrı’nın paha biçilmez, mucizevi bir hediyesi” olarak görüyordu. Dokunarak veya uzaktan, sağlıklı ve iyi niyetli bir insanın yaşam gücü, hastaya aktarılabilir ve şifaya vesile olabilir.

Bugün kuantum tıbbı, enerji şifası ve Reiki gibi kavramlar giderek daha popüler hale gelirken, Hahnemann’ın ne kadar ileri görüşlü olduğunu yeniden fark ediyoruz! Homeopatinin asıl vurguladığı, önemsediği “yaşam gücüyle şifa” sanatı unutulmuş bir bilgidir!

Homeopatinin nihai amacı, açıkça anlaşılabilir nedenlerle, nazikçe, hızlı ve kalıcı bir şekilde iyileşmektir.
Dr. Hahnemann’ın bilgeliği ve homeopati ile doğal yollarla şifa bul!

Kalpten sevgilerimle, Homeopat Rita Berta Kaya

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir