Dr.F.Samuel Hahneman , Homeopatiye olan inancı ve bilimsel araştırmalarıyla tüm dünyayı değiştiren ve tıbba yepyeni bir yaklaşım getiren bir esere imza attı. İşte bu söz ( sapere aude.) Dr.F.Samuel Hahneman‘ın “Organon” adlı homeopati kitabının önsözüdür.

O dönemde Avrupa’da cadılar hâlâ yakılıyor olsa da (sonuncusu 1811’de Almanya’daydı), buna rağmen cesareti vardı. Bu cesareti ve inancı sayesinde bugün tüm dünyada kullanılan bilgisine inanıyordu, böylelikle de yine bugün tüm dünyada yayılmaya devam ediyor. Bir şeyi başarmamızı sağlayan şey sezgidir, yani bir fikrin içsel bilgisidir.

Herkesin içinde bu güç var, sadece bunu kendiniz, sevdikleriniz ve tüm dünya için kullanıp uygulamanız gerekiyor.

Sağlığı kendiniz almalısınız, size getirilmesini sabırsızlıkla beklemeyin!

İçinizde uykuda olan kendi kendini iyileştirme güçlerinizi harekete geçirilmelisiniz.

Çağdaş tarihin önemli bir dönüm noktasındayız ve bir sistem içinde köle olarak çalışmaya devam etmek ya da kendi gücümüzü kullanıp kendi dünyamızı yaratmak arasında seçim yapma şansımız var. Son 5 yılda yaşam gücümüzü nasıl harekete geçirebileceğimiz konusunda o kadar çok şey öğrendim ki! Bunu bilinçaltımızı, beslenmemizi veya frekanslarımızı etkileyerek ya da homeopati ile yapabiliriz.

Modern toplumumuzda her sorunun genel bir çözümünün olması gerektiği fikriyle sıklıkla karşılaşıyoruz. Ancak konu iyileşmeye, farkındalığa ve kendi hayatınızı şekillendirmeye geldiğinde bireysel yol çok önemlidir. Herkes iyileşmeyi aynı şekilde deneyimlemez ancak deneyimleri paylaşmak yeni bakış açıları yaratabilir.

Artık kendimize acımayı bırakıp kaderimizi kendi ellerimize almaya başlamalıyız! İyileşme genel bir standart olmayıp, her bireyde farklı şekilde gerçekleşen bir süreçtir. Homeopati şifa getirebilecek birçok terapiden bir tanesidir. Onun dışında birçok farklı şifa yöntemi de vardır. Mutlak bir gerçek yoktur, sadece kendiniz için iyi gelen yöntemi kendiniz keşfetmelisiniz.

Herkes farklı bir bilinç düzeyinde veya yaşam aşamasındadır.

Dr. Joe Dispenza, plasebo ve noncebo etkileri üzerine yaptığı araştırmada: Bir şeyi başlangıçta etkisiz olarak değerlendiren kimse, olumlu bir tepki alamayacaktır. Bu nedenle iyileşme çoğu zaman yeni yollar keşfetmeye yönelik içsel isteklilikle başlar.

Pek çok ruhani öğretmen, yaşamın yalnızca şimdide gerçekleştiğini vurgular (Eckhart Tolle “Şimdi”).

Geçmişe veya geleceğe dair düşünceler enerjimizi çalıyor ve şu anı bilinçli olarak deneyimlememizi engelliyor. Kendi düşünce akışını gözlemlemeye başlayan herkes yavaş yavaş kendisini olumsuz düşünce kalıplarıyla özdeşleşmekten kurtarabilir.

Bilinçaltınızı en iyi şekilde nasıl etkileyebileceğinizi öğreneceğiniz geniş kapsamlı kursumuz size bu süreci destekleyecek ve kolaylaştıracak derin bilgiler verir.

Bu, bir gecede aydınlanmış bir hayat sürmekle ilgili değil, daha ziyade bu yönde bilinçli olarak küçük adımlar atmakla ilgilidir. Sadece on dakikalık bir onaylama, meditasyon, otojenik gevşeme veya akşamları ilham veren bir kitap okumak, günlük yaşamı derinden değiştirebilir.

Hayatımızı bilinçli bir yolculuk olarak anlamaya başladığımızda, başımıza hiçbir şeyin tesadüfen gelmediğini anlarız. İster acı verici ister tatmin edici olsun her deneyim bir ders taşır. Özellikle zor durumlarda, o an yaşadığımız deneyimin anlamını göremesek bile, genellikle yıllar sonra ortaya çıkar.

Bu içgörü alaycı değil, daha ziyade hayata daha fazla güven ve emin bakmaya bir davettir. Her insan hayatını bilinçsizce mi yoksa bilinçli olarak mı şekillendireceğine karar verir. İyileşme, mutluluk ve içsel tatmin zaman ve cesaret gerektiren süreçlerdir. Sessizlikten netlik kazanmaya izin veren herkes, hayatın bizim aleyhimize işlemediğini, aksine gelişimimiz için bize her zaman tam olarak ihtiyacımız olanı verdiğini keşfedecektir.

Meditasyon, otojenik gevşeme veya Silva rahatlama tekniklerinden daha fazlasıdır, aynı zamanda içsel varlığımıza ve dolayısıyla kendimize olan yolculuğumuzda bize yardımcı olurlar. Bu teknikleri kullandığımızda içsel özümüzle bağlantı kurarız ve yaşamlarımıza dair daha derin içgörüler kazanabiliriz. Pek çok insan bu teknikler aracılığıyla yeni bir netlik deneyimliyor ve artık onlara hizmet etmeyen şeyleri bırakmayı öğreniyor.

Bırakmak hayatın merkezi temasıdır. Artık bizim için iyi olmayan düşünceleri, duyguları veya insanları bırakmalıyız. Çünkü bunların hiçbiri bize iyi gelmiyor. Ancak hayat sürekli bir akış halindedir ve bu akışa uymayı öğrendiğimizde gerçek özgürlüğü deneyimleyebiliriz. Bıraktığımızda kendimize çok daha uygun olabilecek yeni olasılıklara ve deneyimlere açılırız. Rezonans başka bir büyüleyici kavramdır.

Düşüncelerimiz ve duygularımız dahil evrendeki her şey belli bir frekansta titreşir. Olumlu düşünceleri bilinçli olarak geliştirdiğimizde, benzer enerjileri otomatik olarak hayatımıza çekeriz. Rezonans yasası, zihinsel ve duygusal olarak bağ kurduğumuz şeyleri çektiğimizi belirtir. Bu yüzden düşüncelerimize dikkat etmemiz çok önemlidir.

Bazı insanlar kendilerine şu soruyu soruyor: Gerçekten tesadüfler mi var, yoksa her şey kader mi? Bu soru binlerce yıldır insanlığı rahatsız ediyor. Bazıları her şeyin önceden belirlendiğine inanırken, bazıları da kendi kaderimizin kontrolümüzde olduğuna inanıyor. Belki de bu ikisinin bir karışımıdır; hâlâ özgür kararlar verebildiğimiz bir tür ilahi plan.

Bu teknikler kendi yolumuzu daha net görmemize ve bilinçli kararlar almamıza yardımcı olur. Bazı “tesadüfleri” sık sık yaşıyorum.

Mesela aklıma biri geliyor ve o kişi aynı anda beni arıyor ya da karşıma çıkıyor. Bir örnek daha; yurt dışından bir arkadaşım arkadaşlarıyla birlikte İzmir’e gelmiş ve benim bundan hiçbir şekilde haberim yok. Kordon’da yürüyüşe çıkmışlar ve o an beni düşünmüş. O anda inanılmaz bir şekilde ben de bisikletim ile Kordon’da dolaşıyordum ve karşılaştık. İzmir’de olduğunu bilmiyordum. Kader bizi aynı anda buluşturdu. Düşünceler, telefonla aradığımızda olduğu gibi birbiriyle buluşan frekanslardır.

Hayatta her şeyin tam olarak nasıl olması gerektiğini derinden hissettiğimiz anlar vardır. Belki doğru zamanda doğru kişiyle tanışıyoruz ya da hayatımızı değiştirecek bir tesadüf yaşıyoruz. Bu tür deneyimler bize daha yüksek bir güç tarafından mı, bilinçaltımız tarafından mı ya da neden olabilir ? Hatta şuanda okuduğunuz bu yazı bir tesadüf mü???

“İçe yolculuk” , yapabileceğimiz en heyecan verici yolculuklardan biridir. Bizi daha fazla özgüvene, sakinliğe ve hayata karşı derin bir güvene yönlendirir. Herkes bu yolu izleyebilir; tek gereken ilk adımdır.
“Bilinçaltını Etkilemek” için kursumuzda hayatınızı temelden değiştirebilecek ve sizi daha sağlıklı, daha mutlu ve daha zengin yapabilecek her şeye aşina olacaksınız.

Kalbimin derinliklerinden en iyi dileklerimle;
Rita Berta Kaya

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir