Ho’oponopono, Ho’o hecesi “bir şeyi yapmak”, pono “bir şeyi dengelemek”, “uyum getirmek” ve “bir şeyi düzeltmek”anlamlarını içerir.

Dengede olmayan bir şeyi düzeltmek, düzene sokmak. Ho’oponopono ve Homeopatinin benzer yönü ise; homeopati de benzer bir remedy yolu ile, bozulan yaşam enerjisinin dengede kalması ve düzene girmesi için çalışır.

Ho’oponopono bir felsefedir, bir inançtır ve onu benimsemek için bazı alışılmış kavramları değiştirmeliyiz. Hayata, başkalarına ve kendimize bakmamızı sağlayan şeylere, bir önceki bakışımızın tamamen tersi olsa bile, çok farklı bir bakış açısı getirir.

Ho’oponopono uygulamasının bizim için kolay olmamasının ve aslında her uygulayıcının inançları ve değerleri açısından büyük bir değişiklik yapmak zorunda olmasının nedeni tam da budur. Burada yine de homeopati ile bir benzerlik görebiliriz.

Ho’oponopono çok eski bir Hawaii bağışlama ritüelidir. Eski zamanlarda Ho’oponopono, rahipler tarafından bir toplulukta bir anlaşmazlık veya ilişki sorunu olduğunda kullanılırdı.

Güney Pasifik’teki Vanuatu adalarında yaşayanlar bugün hala hastalıkların genellikle cinsel yanlış adımlardan veya öfkeden kaynaklandığına inanıyorlar. Onlara göre, “İki veya üç gün öfkelenirseniz, bir rahatsızlık veya hastalık gelir”. Hawaiililer de dâhil olmak üzere diğer birçok adalı gibi, kötü davranışların ebeveynlerden çocuklarına geçebileceğine inanıyor.

Bir çocuk hasta olduğunda, anne-babanın kavga ettiğinden veya başka türlü yaramazlık yaptığından şüphelenilir. Hastalıklara ek olarak, sosyal düzensizlik, kişinin kendi bahçesinde veya ülkesinde kısırlığa ve hatta felaketlere neden olduğu düşünülür.

Kendinize karşı dürüst olmak, süreç için bir ön koşuldur. 30 yıllık terapötik çalışmamdan ve homeopatik çalışmanın temel ilkelerinden, Ho’oponopono ve homeopati arasında birçok bağlantı görüyorum.

Homeopatik tedavide de, yaşam gücü dengesiz olduğunda, ortaya çıkan hastalık semptomlarının nedeni çoğunlukla unutulmayan suçlamalar, özellikle aile içindeyken, öfke, kızgınlık, keder v.s. kaynaklı olduğunu görebiliriz.

Ho’oponopono, bir topluluğun veya ailenin üyeleri arasında bir bağışlamak veya uzlaşma sürecidir. Şaman ve bitki şifacısı Morrnah Simeona, herkesin bu ritüeli kendi başına uygulayabilmesi için kolaylaştırma fikrine sahipti.

Her insanın giderek daha fazla kendine bakmak zorunda olduğu, günümüz zamanına uyarlanmış bu öğretiyi öğretti. Morrnah Simeona‘nın en ünlü öğrencilerinden biri psikolog Dr. Ihaleakala Hew Len, hikâyesi aracılığıyla Ho’oponopono dünyaya yayıldı.

Bir gün Hawaii’deki bir ıslahevinin psikiyatri koğuşundan sorumlu olması istendiğinde klinik psikolog olarak çalışıyordu. Dr. Hew Len ‘e göre bu departman  “Korkunç Bir Yerdi”.

Oradaki atmosfer çok baskıcı, günlük yaşamdaki tehlikede bir o kadar fazlaydı, personel korku içinde işe gidiyordu.

Bununla rağmen, Hew Len işi kabul etti. Tüm hasta dosyalarının kendisine sunulmasını istedi. Kendini ofisine kilitlemeden önce rahatsız edilmemek için ısrar etti. Doktor Len‘in hastaları şahsen görmesi gerekmiyordu. Bir psikolog için tuhaf bir tavırdı, ama buna saygı duyuldu.

3 ay sonra gözle görülür bir gelişme oldu. Dr. Hew Len şöyle açıkladı: “Birkaç ay sonra, önceden zapt edilmesi gereken hastalar özgürce dolaşabildiler. Ağır ilaç kullananlar artık ilaç kullanmıyorlardı. İyileşerek oradan çıkma ümidi olmayanlar, iyileşip oradan çıkabildiler.

Çalışanlar işlerini sevmeye başladı, devamsızlık ortadan kalktı. Bugün bu bölüm kapalı. PekiDr. Hew Len bunu nasıl başardı? Ofisinde hasta dosyalarını incelerken kendi üzerinde çalıştı. Hastaların tek tek durumunun kendi bilinci içinde iyileştirilebileceği gerçeğinin %100 sorumluluğunu üstlendi.

Her hastayla ortak olan anılarını arındırdığını anlattı. Söz konusu dosya üzerinde çalışırken aşağıdaki dört cümleyi söyledi ve tekrarladı.

Özür dilerim.

Lütfen beni affet.

Teşekkür ederim.

Seni seviyorum.

Kendi üzerinde çalıştıkça hastalar için iyileşme başladı. Uyum ancak %100 kişisel sorumluluk ve af dileyerek yeniden kurulabilir. Ho’oponopono, insanların karşılıklı bağışlama yoluyla kendilerini ve başkalarını iyileştirme yeteneğini kazanmalarını sağlar.

Eski Hawaii bağışlama ritüeli Ho’opononopono, eski zihinsel yaraların yanı sıra olumsuz düşünceler, duygular ve yaralanmalara da barış getirmek için kullanıldı. Ho’oponopono yol açar…

Özgürlük, barış, sevinç.
Kendi hatalarını tanımak.
Başkalarının hatalarını anlamak ve tanımak.
Birinin “neden” davrandığını anlayın.
Kalpte affetmek için cesaret ve güç vermek.
Adaletsizliğin üstesinden gelmek.
Güven ve bağlılık geliştirmek.
Bağışla ve barıştır.

Tanrı’ya olan güveni ve sevgiyi güçlendirmek. Korkuları ve adaletsizlikleri sevgi dolu, bağışlayıcı ve nazik davranışlara dönüştürmek. Ho’oponopono ile neden affetmeli? Özgürlüğe giden kesin yol affetmekten geçer. Affetmek, kalbe ve ruha olan bağlantıyı oluşturur. Tüm erdemler ve değerler affetmekte yatar. Ayrıca ruhun da affetmesi gerekir ki berraklık, özgürlük ve huzura kavuşabilsin.

Dr.Hew Len, Ho’oponopono‘nun uzun versiyonunu bir mantra olarak her şeye uygulanacak 4 kısa cümleye indirdi. Her hastayla ortak olan anılarını, daha spesifik olarak söz konusu dosya önündeyken onlarla paylaştığı anıları arındırdığını açıkladı.

Hayatımızdaki her şeyden, başımıza gelen her şeyden sorumlu olduğumuzu ekledi. Bu, beş duyumuzla algıladığımız her şeyin, etrafımızdaki tüm dünyanın bizim tarafımızdan yaratıldığı anlamına gelir!

Bu nedenle, kendi dışınızdaki bir şeyden memnun değilseniz, durumu yaratan anıları iyileştirmek sizin sorumluluğunuzdadır. Başınıza gelen ve sizi etkileyen her şeyin kaynağı bir hatıradır.

Anılarınız, kendiniz olmanızı engeller ve sabırla katmanlarını teker teker, soğan kabuğu gibi dökerek, bu kalıcı “mirastan” kurtulursanız, yavaş yavaş gerçekte kim olduğunuzu keşfedeceksiniz.

Homeopatik terapi aynı şekilde çalışır, kalıtsal veya edinilmiş hastalıklar katman katman ortadan kaldırılır. Ho’oponopono süreci, bağışlamak, teşekkür etmek ve sevgi göndermekten oluşur.

Bu anıları siler. Bu ıstırap sizin içinizde yok olurken, diğer kişide de yok olur. Temelde iyi ve kötü hatıra yoktur, neyin iyi neyin kötü olduğuna karar veren ve yargılayan zihindir. Zihni bir süper bilgisayara benzetebiliriz, o kadar mükemmel ki insanlar asla bu kadar güçlü bir bilgisayar geliştiremezler.

Ancak yazılımı ve girilen verileri olmayan bir bilgisayar hiçbir işe yaramaz, boş bir kasadan başka bir şey değildir. Zihin de aynı şekilde çalışır. Geçmişteki anılarınız, bir karar vermeden önce her zaman başvurduğu veriler olarak hizmet eder.

Sonuç olarak, hayatınızı geçmişin dikte ettiği kalıplara göre yönlendiriyorsunuz. Beklentilerimiz olmamalı çünkü bir şey beklersek zihin tekrar kontrolü ele alır.

Ama akıl araya girince ruh geri çekilir! Bu noktada Dr. Luc Bodin, eşi Nathalie Bodin ve Jean Graciet‘e yazmış oldukları “Ho’oponopono” kitaplarından çok şey öğrendiğim için, teşekkür ediyorum.

Ho’oponopono ve homeopati birbirini mükemmel şekilde tamamlar. Tüm hastalarıma kendileri için %100 sorumluluk almalarını ve Ho’oponopono uygulamasını tavsiye ediyorum. Sizlere de kendi deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim ki, çok güzel çalışıyor!

Mucizeler göreceksiniz. Bu yüzden bugün için size aşkla veda etmek istiyorum, daha sonraki blok yazılarımda Ho’oponopono‘yu pratikte en iyi nasıl kullanacağınızı anlatacağım.

Özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim, seni seviyorum

Sevgilerimle, Rita Berta Kaya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.