Cildimiz – Vücudumuzun En Büyük Boşaltım Organı

Cildimiz yaklaşık 1,5–2 metrekarelik yüzeyiyle vücudumuzun en büyük organıdır. Buna rağmen çoğu zaman ona yalnızca güzel görünmesi gereken bir dış kabuk gibi davranıyoruz. Oysa cildimiz her gün yaşamımız için hayati öneme sahip görevler üstlenmektedir.

Günümüzde birçok insan için küçük bir sivilcenin bile görünmesi büyük bir sorun haline gelmiştir. Kimyasal içerikli kozmetik ürünlerden estetik uygulamalara ve hatta ameliyatlara kadar uzanan güzellik anlayışı, doğal olanı giderek daha fazla geri plana itmektedir.

Peki ya cildimize bambaşka bir açıdan bakabilseydik?

Cilt – Yaşam Gücünün İlk Koruma Yoludur

Klasik Homeopatide Yaşam Gücü (Dynamis), organizmayı dengede tutan ve sağlığımızı korumaya çalışan görünmez fakat son derece akıllı bir güç olarak tanımlanır.

Bu yaşam gücünün en önemli çalışma alanlarından biri de cildimizdir.

Cilt, organizmanın içeride işlediği birçok yükü dışarıya taşımaya çalışır. Bir bakıma bedenimizin “çöp kutusu” gibidir; ancak bu olumsuz anlamda değil, aksine son derece akıllıca çalışan bir boşaltım sistemi olarak düşünülmelidir.

Cilt üzerinden dışarıya atılmaya çalışılan yükler arasında şunlar bulunabilir:

• Sağlıksız beslenme
• Çevresel toksinler
• İlaçlar
• Bastırılmış duygular
• Uzun süreli stres
• Hormonal değişiklikler
• Ruhsal yükler
• Modern yaşamın getirdiği birçok olumsuz etken

Ne yazık ki insanların büyük çoğunluğu yaşam gücünün nasıl çalıştığını bilmediği için, ciltte ortaya çıkan belirtilerin çoğu zaman organizmanın kendisini koruma çabası olduğunu fark edemez.

Ergenlik Dönemi – Büyük Değişimlerin Yaşandığı Bir Süreç

Bu durum en belirgin şekilde ergenlik döneminde görülür.

Bu dönemde aynı anda birçok değişim yaşanır. Hormon sistemi değişir, kaslar ve kemikler gelişir, beyin olgunlaşır, kişilik şekillenir ve duygular yoğunlaşır. İlk aşklar, sınav stresi, gelecek kaygısı ve kimlik arayışı gençlerin yaşamının bir parçası olur.

Tam da bu dönemde yaşam gücü büyük bir yoğunlukla çalışmaktadır.

Akne ve diğer cilt döküntüleri, homeopatik bakış açısından organizmanın kendini dengeleme çabasının bir ifadesi olabilir. Cilt, içerideki yükleri dışarıya taşıyarak dengeyi korumaya çalışmaktadır.

Louise Hay da cildi, kişinin kendisini dünyaya nasıl sunduğunun ve kendini ne kadar güvende hissettiğinin sembolü olarak yorumlar. Ona göre cilt problemleri çoğu zaman kırılganlık, güvensizlik veya kendini koruma ihtiyacı ile ilişkilendirilebilir. Bu görüş herkes tarafından paylaşılmasa da, cilt ile ruh arasında güçlü bir bağ bulunduğunu hatırlatmaktadır.

Miyazmalar ve Kalıtsal Yatkınlıklar

Klasik Homeopatide ayrıca miyazmalar kavramından söz edilir.

Miyazmalar, nesilden nesile aktarılabilen hastalık yatkınlıklarıdır. Günümüzde epigenetik kavramı da çevresel etkilerin genlerin çalışma biçimini değiştirebildiğini göstermektedir. Her ne kadar epigenetik ile miyazmalar aynı kavram olmasa da, her ikisi de insanın yalnızca kendi yaşamını değil, atalarından gelen etkileri de taşıdığını göstermektedir.

Ergenlik döneminde yaşam gücü, bu kalıtsal eğilimleri mümkün olduğunca dengelemeye çalışır. Cilt reaksiyonları da bu doğal düzenleme sürecinin bir parçası olabilir.

Her Gün Neleri “İçimize Alıyoruz?”

Bizi etkileyen sadece yediklerimiz değildir.

Her gün aynı zamanda korkuları, olumsuz haberleri, stresi, performans baskısını, sosyal medyayı, reklamları ve sayısız olumsuz mesajı da içimize alıyoruz.

Joseph S. Nye Jr., Amerikalı bir siyaset bilimci ve uzun yıllar Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapmıştır.

1990 yılında geliştirdiği *”Soft Power” (Yumuşak Güç)* kavramıyla tanınmaktadır.

Joseph Nye, kültürün, medyanın ve iletişimin insanların düşünce ve davranışları üzerindeki etkisini tanımlamak için *”Soft Power” (Yumuşak Güç)** kavramını ortaya koymuştur.

Günümüzde birçok insan her gün olumsuz haberlerin, korku dolu mesajların ve yoğun bilgi akışının etkisi altında yaşamaktadır. Bu nedenle olumlu düşünmek, iyimser kalabilmek ve iç huzurunu koruyabilmek her zaman kolay değildir.

Üstelik günümüzde tükettiğimiz birçok ürün artık gerçek anlamda “gıda” olmaktan uzak, yoğun şekilde işlenmiş endüstriyel ürünlerdir.

Bununla birlikte Batı toplumlarında çoğu zaman yetersizlikten değil, aşırılıktan hastalanıyoruz.

Oysa temiz suya, sağlıklı besine, eğitime, doğaya ve bilgiye ulaşma şansımız var. Belki de sahip olduklarımızı yeniden fark etmeyi öğrenmeliyiz.

Cildinize Sürdüğünüzü Yiyebilir misiniz?

Danışanlarıma sık sık şu soruyu soruyorum:

“Cildinize sürdüğünüz bu ürünü yiyebilir miydiniz?”

Çünkü cildimiz sadece korumaz; aynı zamanda birçok maddeyi de emebilir.

Bu nedenle kullandığımız kremi, şampuanı, makyaj malzemelerini ve kozmetik ürünleri bilinçli seçmeliyiz.

Saçlarımız ve tırnaklarımız da cildimizin bir parçasıdır. Bu nedenle onlara uyguladığımız her ürünün mümkün olduğunca doğal ve beden dostu olması önemlidir.

Dilimiz Bile Cildin Önemini Anlatıyor

Günlük hayatımızda kullandığımız birçok deyim bunu göstermektedir.

“kabuğumdan (derimden) çıkacak gibi oldum.”

“Kendi kabuğuma (derime) sığamıyorum.”

“Tüylerim diken diken oldu.”

“Kalın derili biri.”

Dilimiz yüzyıllardır duygular ile cilt arasındaki güçlü ilişkiyi anlatmaktadır.

Klasik Homeopatinin Bakışı

Biz homeopatlar için cilt yalnızca dış görünüş değildir.

Cilt, yaşam gücünün en önemli koruma ve düzenleme yollarından biridir.

Terleme, döküntüler, egzama veya diğer cilt belirtileri çoğu zaman organizmanın iç dengeyi yeniden kurma çabasının bir göstergesidir.

Bu nedenle belirtileri hemen bastırmaya çalışmak yerine, önce onların neden ortaya çıktığını anlamaya çalışmalıyız.

Dr. Samuel Hahnemann, Organon’un 2. paragrafında, hekimin hastalığın “açıkça görülebilen nedenlerini” anlaması gerektiğini vurgular. Klasik Homeopati yalnızca belirtileri ortadan kaldırmayı değil, insanı bir bütün olarak değerlendirerek, benzerlik ilkesine göre seçilen uygun homeopatik ilaç ile yaşam gücünü yeniden dengelemeyi amaçlar.

Bilgi Özgürlüktür

Bugün her zamankinden daha fazla sağlığın temel prensiplerini öğrenmeye ihtiyacımız var.

Dr. Samuel Hahnemann’ın Organon adlı eseri bize sağlığın nasıl korunacağını ve hastalıkların nasıl anlaşılması gerektiğini öğretmektedir.

Bu bilgileri öğrenen kişi yalnızca bilgi kazanmaz; aynı zamanda kendisi ve sevdikleri için daha bilinçli, daha özgür ve daha sağlıklı bir yaşamın kapısını aralar.

Çünkü gerçek iyileşme cildimizde başlamaz.

Gerçek iyileşme insanın iç dünyasında başlar.

Eğitimlerimiz

Dynamis Eğitim Merkezi ve Homeopati Türkiye olarak amacımız yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil, insanların sağlıklarını korumayı öğrenmelerine yardımcı olmaktır.

Bu amaçla düzenlediğimiz eğitimler arasında:

• Homeopatide İlk Yardım Modülleri

• Organon Eğitimleri

• Klasik Homeopati Temel ve İleri Seviye Eğitimleri

• Yaşam Gücü (Dynamis) Eğitimleri

• Aileler ve Çocuklar İçin Sağlığı Koruma Programları

• Doğal Sağlık ve Bilinçli Yaşam Seminerleri

yer almaktadır.

Çünkü inanıyoruz ki gerçek özgürlük, sağlığın nasıl korunacağını öğrenmekle başlar.

Sevgi ve saygılarımla,

Rita Berta Kaya