Okul Başlangıcı: Çocuklarımızın Gerçekten Neye İhtiyacı Var – Ebeveynlerin Çoğu Zaman Gözden Kaçırdığı Şeyler

Okulların başlamasına çok az bir süre kaldı. Milyonlarca çocuk, kendilerinden çok şey beklenen bir günlük yaşama yeniden dönecek: erken kalkmak, saatlerce oturmak, dinlemek, öğrenmek, başarı göstermek, kurallara uymak, yeni sosyal gruplara uyum sağlamak ve bütün bunları yaparken mümkün olduğunca “işlev göstermek”.

Bazı çocuklar için bu bir sorun değildir. Bazıları için ise bu dönem bir aşırı yüklenme sürecinin başlangıcı olabilir. Ve tam burada, okul başlangıcında ebeveynlere bir soru sormak istiyorum: Bu yıl sadece notları gözlemlemeyin. Çocuğunuzu gözlemleyin.

40 yıldır klasik Homeopati ile ilgileniyorum. Danışanlarımın %60’ı çocuklu ebeveynlerden oluşuyor! Çalışmalarımda tekrar tekrar şunu deneyimledim: Sadece görünen belirtiye bakmak yerine, bu belirtinin ortaya çıktığı insana bir bütün olarak bakmak ne kadar önemlidir. Çünkü bir çocuk sadece bir matematik notu değildir. Sadece bir karne değildir. Sadece yerleştirildiği okul değildir. Ve o sadece bir belirtiler bütünü de değildir. O; ruhu, zihni ve bedeni olan, tamamen bireysel bir insandır.

Okul stresi bazen çocuk “hastalanmadan” çok önce başlar. Yaz tatilinden sonra yeni bir sınıfa başlayan bir çocuk düşünün. Kendinizi onun yerine koyun. Yeni öğretmenler, yeni arkadaşlar, belki 20 veya 30 yeni yüz, yeni kurallar ve yeni beklentiler. Belki bu çocuk, doğal hareket ihtiyacı tamamen farklı olmasına rağmen günün birçok saatini birdenbire sessizce oturarak geçirmek zorunda kalıyor; özellikle erkek çocuklarında bu durum daha da belirgin olabilir. Ve ardından başarı baskısı geliyor. “Daha çok çalışmalısın.” “İyi notlar almalısın.” “Bak, senin okulun ne kadar iyi.” “Bunun için çok para ödüyoruz.” Çoğu ebeveyn bunu iyi niyetle yapıyor. Çocuklarının geleceğinin iyi olmasını istiyorlar. Ama çocuklar bazen bundan bambaşka bir mesaj çıkarabiliyor: “Başarısız olmamalıyım.” “Yeterince iyi olmak zorundayım.” “Ailemi hayal kırıklığına uğratmamalıyım.” Ve buna bir de öğretmenden korkmak, akran zorbalığı, yalnızlık veya sınıftaki zorluklar eklenirse, çocuğun üzerindeki yük daha da artabiliyor.

Önce belki uykusu değişir. Çoğu zaman çok küçük bir değişiklikle başlar. Çocuk daha kötü uyumaya başlar. Akşam yatağa gitmek istemez. Uykuya dalamaz. Gece uyanır. Ya da sabah tamamen bitkin olur. Belki , “Herhalde sadece alışma süreci” diye düşünürüz.  Ama daha yakından da bakabiliriz: Bu ne zamandan beri böyle? Tam o dönemde ne oldu? Çocuğumu şu anda ne meşgul ediyor?

Sonra belki karın ağrıları başlar. “Anne, midem bulanıyor.” “Karnım ağrıyor.” Özellikle sabahları, okuldan önce, bir sınavdan önce ya da her pazar akşamı. Elbette tekrarlayan fiziksel şikâyetlerin profesyonel olarak değerlendirilmesi gerekir. Ama aynı zamanda başka bir soru da sorabiliriz: Çocuğum şu anda ne yaşıyor? Çünkü çocuklar psikolojik yükleri bazen yetişkinler kadar kolay ifade edemezler. Bir yetişkin “Baskı altındayım” der. Bir çocuk ise belki sadece “Karnım ağrıyor.” der.

Sonra belki baş ağrıları başlar. Belki her sabah, belki uzun bir okul gününden sonra, belki belirli bir durum yaklaşırken. Ve zamanla tek bir belirti bir örüntüye dönüşür. Uyku problemleri, karın ağrıları, baş ağrıları, bulantı, yorgunluk, tekrarlayan enfeksiyonlar veya çocuk artık okula gitmek istemez. İşte o zaman daha yakından bakmalıyız. Her belirti otomatik olarak psikolojik bir nedene sahip değildir. Ama bir çocuğun durumundaki her belirgin değişiklik bizim dikkatimizi hak eder.

Çoğu zaman bu belirtiler öfkeye dönüşür. Daha önce neşeli olan çocuk birdenbire huzursuz ve öfkeli olur. Bağırır, küfreder veya küçük şeylere bile aşırı tepki verir. Sürekli karşı çıkar ve benzeri davranışlar gösterir. Ve biz kendimize sorarız: “Ona ne oldu böyle?” Belki daha yardımcı olacak başka bir soru vardır: “Onun başına ne geldi, neden bu kadar değişti ve hatta hastalandı?” Çünkü öfkenin birçok nedeni olabilir. Öfke çoğu zaman hayal kırıklığının, aşırı yüklenmenin, korkunun veya başka bir zorlanmanın ifadesidir. Ve benim bakış açıma göre bu, yaşam gücünün yeniden dengeye gelebilmek için gösterdiği en iyi tepkilerden biridir. Bu, öfkeli olan her çocuğun psikolojik olarak hasta olduğu anlamına gelmez. Şu anlama gelir: Yargılamadan önce anlamaya çalışmalıyız.

Ama çoğu zaman çocuk tamamen sessizleşir ve bu, ebeveynleri en çok endişelendirmesi gereken durumlardan biridir. Artık hiçbir şey anlatmaz, içine kapanır, arkadaşlarıyla oynamak istemez, neşesini kaybeder, sadece odasında oturur ve belki şöyle der: “Beni rahat bırak.” veya “Hiçbir şeyin önemi yok.” Burada kesinlikle beklememeli ve bunun kendiliğinden geçmesini ummamalıyız. Eğer bir çocuk uzun süre üzgün, umutsuz veya belirgin şekilde değişmişse ya da kendine zarar verme veya intihar hakkında konuşuyorsa, derhal profesyonel yardım alması gerekir. Bu, kendi kendine tedavi edilecek bir alan değildir.

Peki bunun Homeopati ile ne ilgisi var? Klasik yöntemde Homeopatiyi nasıl anladığımıza baktığımızda, bunun çok önemli bir bağlantısı vardır. Hahnemann’ın Organon’unda sadece şu soru sorulmaz: “Çocuğun hangi hastalığı var?” Homeopatik vaka çalışması, insanın bütünündeki bireysel değişimle ilgilenir. Daha önce nasıldı? Değişimi ne tetikledi? Çocuk duygusal olarak nasıl tepki veriyor? Bedensel olarak ne değişti? Nasıl uyuyor? Hangi şikâyetleri ne artırıyor veya ne azaltıyor? Hangi sıra dışı eşlik eden belirtiler ortaya çıkıyor? Ve her şeyden önemlisi: Görünüşte aynı problemi yaşayan diğer çocuklardan farklı olarak bu çocukta ne var? Tam da bu bireysel değerlendirme, klasik Homeopatik çalışma yönteminin temel unsurlarından biridir. Benim pratiğimde ve eğitimlerimde amaç bu nedenle her belirti için bir ilaç ezberlemek değildir. Amaç çocuğu okumayı öğrenmektir.

Sağlık sadece hastalık ortaya çıktığında başlamaz. Dr.Samuel  Hahnemann’ın Organon §4’de ifade ettiği düşüncelerden biri benim için burada özellikle önemlidir: Uygulayıcı sadece hastalıkları tedavi etmekle kalmamalı, aynı zamanda sağlığı korumaya ve sağlığı olumsuz etkileyen faktörleri fark etmeye de dikkat etmelidir. İşte tam burada ebeveynler önemli bir rol oynayabilir. Çocuklarını onlar tanır. Küçük değişiklikleri onlar görür. Çocuğun normalde nasıl uyuduğunu bilirler. Nasıl tepki verdiğini bilirler. Neyden keyif aldığını bilirler. Ne zaman neşeli olduğunu bilirler. Ne zaman içine kapandığını bilirler. Çocuğunda bir şeylerin artık eskisi gibi olmadığını çoğu zaman ilk fark eden ebeveyndir. Bu gözlem çok değerlidir.

Bu okul yılı için farklı bir şey diliyorum. Sadece “Kaç aldın?” diye sormayın. Bunun yerine “Nasılsın?” diye sorun. Sadece “Ödevini yaptın mı?” demeyin. Bunun yerine “Bugün güzel olan neydi?”, “Bugün senin için zor olan neydi?”, “Seni korkutan bir şey oldu mu?”, “Seni inciten biri oldu mu?” diye araştırın. Ve bazen sadece “Ben buradayım. Bana her şeyi anlatabilirsin.” güvenini verin.

İşte tam da bu nedenle Dynamis-Sifa-Atölyesi olarak ebeveynler için Homeopati Giriş ve İlk Yardım Eğitimini hazırladık. Ebeveynlerin doktor olması için değil; değişiklikleri erken fark etmeleri, belirtileri doğru gözlemlemeleri, çocuklarının dilini ve davranışlarını daha iyi anlamaları ve klasik Homeopatinin temel prensiplerini öğrenmeleri için. Çünkü “Çocuğum bugün bir tuhaf.” ile “Çocuğum hasta.” arasında çok önemli bir alan vardır: GÖZLEM. Ve benim için sağlık koruma bilinci tam da burada başlar.

Bu okul yılı için dileğim: Sadece karnesine bakmayın. Sadece başarısına bakmayın. Çocuğunuzun sadece “işlev gösterip göstermediğine” bakmayın. Çocuğunuza bakın. Uykusuna, karnına, başına, gözlerine, neşesine, korkusuna, öfkesine, içine kapanmasına, sorularına ve sessizliğine bakın. Çünkü bazen bir çocuk hikâyesini kelimelerle anlatmaz. Bazen hikâyesini davranışlarıyla anlatır. Ve bazen iyi bir sağlık koruma anlayışı tam da orada başlar: Birinin gerçekten bakmasıyla.

Homeopatiyi öğrenin. Çocukları daha iyi anlayın. Sağlığa daha bilinçli eşlik edin.

Ebeveyn olarak klasik Homeopatinin temel prensiplerini öğrenmek istiyorsanız, sizi Homeopati Giriş ve İlk Yardım Eğitimime davet ediyorum.

Not : Bu paylaşım tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi önerisi değildir. Sağlık sorunlarınız için yetkin bir sağlık profesyoneline danışınız. Homeopatik uygulamalar eğitimli ve yetkin bir Homeopat eşliğinde değerlendirilmelidir.

Sevgiyle,
Rita Berta Kaya