Tekrar benzer yeni bir oyun mu başlıyor?
Son birkaç haftadır Hantavirüs gündemin en önemli konusu hâline geldi.
Birçok insan dramatik haberler, koruyucu kıyafet görüntüleri ve sürekli yapılan uyarılar nedeniyle endişeye sürükleniyor.
Oysa Hantavirüs kesinlikle yeni bir virüs değildir.

Onlarca yıldır (1930 Çin ve Sweden, 1976-1978 arasında Kore savaşı)bilinmektedir ve Avrupa’da da tekrar tekrar arada ortaya çıkmaktadır. Hantavirüs enfeksiyonlarının çoğu kemirgenlerle veya onların dışkılarıyla temas sonucu oluşur, buna rağmen 2 Mayıs 2026 dan beri de sosyal medyada ve birçok haber portalında yeniden insanlara Corona dönemini hatırlatan bir atmosfer oluşturulmaktadır.
(Ancak WHO çok net açıklamalar yaptı: Şu anda bir pandemi durumu görülmüyor. COVID benzeri bir senaryo beklenmiyor. Genel toplum için riskin düşük olduğu belirtiliyor.)
Özellikle son yıllardaki deneyimlerden sonra birçok insan her yeni virüs haberine karşı çok hassas tepki vermektedir. Böylece hızla korku oluşmaktadır ve tam da bu “sürekli korku” homeopatik bakış açısından insanın yaşam gücünü önemli ölçüde zayıflatmaktadır.

Çünkü insan yalnızca bedeninden ibaret değildir, aynı zamanda ruhsal ve zihinsel dengesiyle yaşar.
Biz homeopatlar olarak bu nedenle Samuel Hahnemann’ın 230 yıldan daha uzun süre önce öğrettiklerini hatırlamalıyız. O zamanlar çok daha ağır epidemiler ve pandemiler vardı, insanlar çoğu zaman çok yoksul ve hijyenik olmayan koşullarda yaşıyordu. Tifo, kolera, çiçek hastalığı, kızıl ve birçok başka hastalık büyük ölçüde yayılıyordu. Dr. F. Samuel Hahnemann Organon’un §§ 100–105 bölümlerinde, “bir homeopatik hekimin epidemiler sırasında nasıl hareket etmesi gerektiğini” çok ayrıntılı şekilde açıklamıştır.
Paniğe kapılmamak gerektiğini, aksine birçok hastanın karakteristik belirtilerinin dikkatlice gözlemlenmesi gerektiğini açıklamıştır. Böylece epidemik hastalığın ortak özü anlaşılabilir ve uygun homeopatik remedi (homepatik ilaç) bulunabilir. Tam da bu sakin, gözlemci ve bireysel yaklaşım homeopatiyi bugün hâlâ salt korku yaymaktan ve genel iddialardan ayırmaktadır.
Hahnemann ayrıca Organon’un §§ 1–3 bölümlerinde yalnızca iddialara veya panik haberlerine göre hareket etmememiz gerektiğini, aksine “açıkça anlaşılabilir nedenlere” göre ilerlememiz gerektiğini öğretmiştir.

Bu bizim için çok açık bir anlam taşımaktadır:
Bir insan bize hangi teşhisle gelirse gelsin, biz her zaman bireysel insanı ve onun yaşam gücünü zayıflatan nedenleri değerlendiririz. Çünkü hastalığa yalnızca virüs karar vermez, yaşam gücünün durumu belirleyicidir.
Fransız bilim insanı Claude Bernard şöyle demiştir:
“Mikrop hiçbir şeydir, ortam her şeydir.”
Ve ölümünden kısa süre önce Louis Pasteur’ün şöyle söylediği aktarılmaktadır:
“Bernard haklıydı. Mikrop hiçbir şeydir, ortam her şeydir.”
Zamanımızın asıl problemi, insanların sürekli bir anlatıdan diğerine sürükleniyor olması gibi görünmektedir.
Bugün Corona, yarın Hantavirüs, öbür gün savaş vb.
Bu sürekli belirsizlik, korku, stres ve baskı kaosu birçok insanın yaşam gücünü zayıflatmaktadır ve böylece insanlar hastalıklara daha yatkın hâle gelmektedir.
Her insan bireysel olarak hastalanır. Çünkü açıkça anlaşılabilir nedenler çoğu zaman çok daha derindedir:
öfke, kızgınlık, kırgınlık, geçim korkuları, maddi problemler, aile içi çatışmalar, sürekli korku veya umutsuzluk yaşam gücünü ciddi şekilde etkiler.
Tam da bu nedenle homeopati hiçbir zaman yalnızca teşhise bakmamalı, her zaman insanın tamamını ve onun bireysel hikâyesini değerlendirmelidir.

Homeopatinin gerçek gücü, insanı yeniden kendi iç dengesine getirmesinde yatar; böylece yaşam gücü doğal düzenine ve iyileştirme yeteneğine yeniden kavuşabilir.
“ Dünyada görmek istediğin değişimin kendisi ol.”
Mahatma Gandhi
Yeniden daha çok kendi iç gücümüze odaklanmalıyız.

Çünkü dış dünyada çoğu zaman çok az şeyi değiştirebiliriz,
ama kendi içimizde çok şeyi değiştirebiliriz.
Korku insanı zayıflatır.
Bilinç, huzur ve güven ise onu güçlendirir.
Belki de artık sadece bir kez “Hayır” deme zamanı gelmiştir:
“Hayır — ben artık bu korkuya katılmıyorum.”
Haberleri kapat.
Doğaya git.
Derin nefes al.
Kendi iç gücüne yeniden daha çok güven.
“Yurtta barış, cihanda barış.” M.Kemal ATATÜRK

Çünkü barış dışarıda başlamaz,
önce kendi içimizde başlar.
Anı yaşa, burada ve şimdi!
Sevgi ve içten selamlarımla
Rita Berta Kaya

